|
|
|
ATATÜRK VE TÜRK DİL KURUMU
1931 yılının ilkbaharında, Ulu Önder Gazi Mustafa
Kemal Atatürk’ün özlemlerinden biri olan, Türk tarihini inceleyecek bir kurum
gerçekleştirilmiş, Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti kurulmuş (15 Nisan 1931) ve
ertesi yıl da ilk bilimsel toplantısını düzenleyerek bilim dünyasına ayak
basmıştır (2-11 Temmuz 1932). Toplantının son gecesinde, tarihimizle olduğu
kadar dilimizle de ilgilenen bu cemiyetin bazı üyeleri Gazinin koruyucu
başkanlığı altında toplanacak ve su kutsal buyruğun doğrultusunda ikinci bir
“Cemiyet”in kuruculuğuna öncülük edecektir:
“Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti gibi bir de ona kardeş
bir dil cemiyeti kuralım. Adi Türk Dili Tetkik Cemiyeti olsun.”
Ertesi gün (12 Temmuz 1932) İçişleri Bakanlığına
verilen kuruluş dilekçesinde Samih Rıfat başkan, Ruşen Eşref [Ünaydın]
sekreter, Celâl Sahir [Erozan] ve Yakup Kadri [Karaosmanoğlu] üye olarak
görülüyordu. Mustafa Kemal’in ikinci özlemi de gerçekleşiyordu. Artık Türk Dili
Tetkik Cemiyeti de kurulmuştu. Bu gün uzun yıllar boyunca kuruluş günü olarak
kutlanır. Son kutlanışı ise 12 Temmuz 2001’dedir. (bk. Türk Dili, 2000 / II,
596, Ağustos 2001).
O günkü adıyla “nizamname” olan tüzükte Kurumun amacı
ortaya konulurken bu amaca ulaşmak için tutulacak yol da belirtiliyordu. Bu
yollardan dördüncüsünde söyle deniliyordu: “Cemiyet mesaisinin semerelerini her
türlü yollardan nesre çalışmak.”
Bu arada ilk Türk Dili Kurultayı’nın toplanması
kararlaştırılmış ve bir tarih belirlenmiştir: 26 Eylül-5 Ekim 1932.
Bu ilk kurultayda kabul edilen yedi maddelik çalışma
programının besinci maddesi de söyle idi; “Kurum organı olarak bir derginin
yayımlanması.”
Üç ayrı dönemde yayımlanan Türk Dili adli derginin ilk
sayısı Nisan 1933 tarihini taşımaktadır. Ocak 1938’e kadar 33 sayısı çıkacak
olan derginin tam adi Türk Dili / Türk Dili Tetkik Cemiyeti Bülteni (sonradan
Türk Dil Kurumu Bülteni adıyla)’dır. Bu sayılar, daha sonra Seri I olarak
anılacaktır.
Bazen iki, bazen üç aylık olarak yayımlanan bu dönem
dergilerinin ilk sayısında yer alan “Baslarken” başlıklı yazıda söyle
denilmektedir.
“Türk Dili adındaki bu bültenimiz, ilk Dil
Kurultayı’nın yüksek bir kararından doğdu. Bu karar Kurultayı Umumî Merkez
Heyetine direktif olmak üzere verilmiş çalışma programının altıncı maddesinde
söyle yazılıdır: Cemiyet gerek kendisinin, gerek dışarıda Türk dili isleriyle
uğraşanların tetkiklerini bir mecmua ile neşretmelidir. Türk Dili’nde su
bahisler bulunacaktır.”
Burada dergide yer alacak konular 15 başlık altında
sıralanıyordu.
Derginin yayınına iki yıl ara verildikten sonra Ocak
1940’ta yeniden başlanılır; yeni ad ise Türk Dili / Türkçe-Fransızca
Belleten’dir. Aralık 1943’e kadar yayımlanan ve Seri II olarak belirlenen bu
dönemde 20 sayı (1-20) çıkartılmıştır.
Bir buçuk yıl ara verildikten sonra dergi, Haziran
1945’te Seri III olarak yayınına devam eder. Ocak 1950’de sona erecek olan bu
dönemde, Türk Dili Belleten adıyla 15 sayı (1-15) yayımlanır.
Böylece Türk Dili dergisi, üç kısa dönemde (Nisan
1933-Ocak 1950) 68 sayılık bir toplama ulaşır.
20 aylık bir aradan sonra dergi yeniden yayın hayatına
geçirilir. Adi, Türk Dili / Aylık Dil ve Edebiyat Dergisi’dir. Bu dergi
günümüzde de büyük bir basari ile yayın hayatini sürdürmektedir ve Eylül
2001’de 597. sayıya ulaşmıştır.
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
Arkadaşına tavsiye et> |
Edebiyat Sözlüğü-V
VECİZE Söyleyeni belli, kısa, anlamlı söz. Özdeyiş diye de bilinir. Bireysem ya da toplumsal bir ilke, bir görüş, bir kanıyı en kısa yoldan anlatır. Yaşam deneyimine ve gözleme dayanır. Vecizeler bağımsız yazıldığı gibi, bir eserin içinde dağınık da bulunabilir. İslam büyüklerinin bu tür sözlerine kelam-ı-kibar denir. Vecize önce eski Yunan edebiyatında yazılmıştır. Klasizm edebiyatı döneminde, Larochefoacauld’ın Maximes (Vecizeler) adlı eseriyle Avrupa’ya gelmiştir.
VEZN-İ ÂHAR Halk şiiri nazım şekli. Aruzun müstef’ilâtün müstef’ilâtün müstef’ilâtün müstef’ilâtün kalıbıyla murabba şeklinde yazılır. Her mısra bir müstef’ilâtün cüzüne sığacak şekilde dört kelime veya kelime grubuna bölünür. Birinci mısranın 2. Cüzü ikinci mısranın başına, ikinci mısranın 2. Cüzü üçüncü mısranın başına, üçüncü mısranın 2. Cüzü dördüncü mısranın başına getirilir ve bu cüzlerden sonra gelen cüzler birbirlerini izler. Örnek:
Ey vaslı cennet/kıl câna minnet/vay, serv-ı kamet/cân içre cansın Kıl câna minnet/vay serv-ı kamet/cân içre cansın/nev-res fidansın Vay serv-kamet/cân içre cansın/nev-res fidansın/suh-ı cihansın Cân içre cansın/nev-res gidansın/şûh-ı cihansın/gözden nihansın. Tokatlı Nurî
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
Arkadaşına tavsiye et> |
WabbitWorks
Nakliyat
Okey
betsson
Sesli Chat
dizi izle
lazer epilasyon
Aşk ve Sevgi
evden eve nakliyat
Sohbet
Chat
Sohbet
| |
|