Senya.blogcu.com - Sohbet Muhabbet Chat


KATEGORİLER

  • Banner Dostlari
  • Diziler
  • Dost Bloglar
  • Edebiyat
  • Eglence
  • Fikralar
  • Gazete oku
  • Haber
  • Hakimizda
  • Karikaturler
  • Kitap ve yazar
  • Mizahi Yazilar
  • Msn Avatar
  • Msn Diger
  • Msn nick
  • msn sakalari
  • Msn Space
  • Msn-Program
  • oyku
  • oyun
  • Program
  • Radyo Tv
  • Resimler
  • Saglik
  • Siir
  • Sinema
  • Spor
  • tekno
  • Telefon
  • Videolar Ve Muzikler
  • webmastir
  • Yazılarım Ve Okuduklarım
  • Yemek

  • SON YAZILAR

    yusuf yusuf msn şakası


    Espirili Msn Yazıları
    Dilber Hala Sözleri
    Türkçe Windows Live Messenger 9 RC3 build 1202
    Dilber Hala Sözleri

    SON YORUMLAR
    Msn şifre kırıcı çalıştı
    Saol
    slm
    s
    Msn Şifre Kırma
    slm
    uploader
    slm
    güselllllllllllllllllllll
    güselllllllllllllllllllll

    | Ana Sayfa | Arsiv | Profilim | Arsiv | Sohbet |

    Kanser nedir?

    Kategori: Saglik

    Kanser nedir?

     

    Kanser insanlığın doğusundan beri dünya üzerinde mevcuttur. İnsan yaşamının uzaması ve enfeksiyon hastalıklarından ölümlerin azalması ile birlikte kanser 20. yüzyılın en yaygın hastalıklarından biri oldu. Son on yılda kalp ve damar hastalıklarından ölümlerin azalması ve gelecekte daha az rastlanacak olmaları, kanseri 21. yüzyılın en önemli hastalığı yapacak. Son yıllarda kanser başta gelmek üzere birçok hastalığın doğal yaşam biçiminden uzaklaşmamız ve çevre kirliliği nedeniyle arttığı söyleniyor.

    Kanser tedavisinde kullanılan metot ve ilaçlar hergelen gün artıyor. Önümüzdeki yıllarda kemoterapiye ek kullanılacak biyolojik tedaviler (aşılar, gen tedavileri, vb) ile kanser tedavisinin çok önemli asama kaydetmesi bekleniyor.

    Kanser ne sıklıkla görülen bir hastalıktır?

    Erişkinlerde her yıl 100 000 nüfus için 150–300 kişi kansere yakalanır. Ülkemizde her yıl 150 000 kişinin kansere yakalandığı tahmin edilmektedir.

    Kanserden korunma mümkün mü?

    Sigara ve alkol kullanımı ile gelişen kanserlerin önlenmesi mümkündür. Bu maddelerin kullanılmaması ile tam koruma mümkün olur. Ayrıca güneş ışınlarından korunma ile deri kanserinden çok yüksek oranlarda korunma mümkün olur. Kanserden korunmada beslenmenin de rolü vardır.

    Kanserden nasıl korunabilirsiniz?

    Sigara içmeyerek, beslenme alışkanlıklarına ve yaşam tarzına dikkat ederek, güneş ışınlarından korunarak kanserden korunmak mümkündür.

    Sigara ve tütün kullanımından kaçınmak: Sigara ve tütün ürünlerinin akciğer kanseri, ağız, yutak(farinks), soluk borusu (larinks), yemek borusu, pankreas, rahim ağzı (serviks), böbrek ve idrar torbası (mesane) kanserlerine yol açtığı kesin olarak bilinmektedir. Bu kötü alışkanlıktan korunmak ile bu kanserlerden korunulabilir. Sadece sigara içenler değil, pasif sigara içicileri de bu hastalıklara karşı risk altındadır.

    Beslenme ve diyet: Bitkisel kaynaklı besinlerin fazla tüketilmesi, özellikle hayvansal kaynaklı yüksek yağlı gıdaların sınırlandırılması, bitkisel yağların tercih edilmesi, fiziksel olarak aktif olup, egzersiz yapılması ve ideal ağırlığın korunması, alkol tüketiminin sınırlandırılması kanserden korunmada yararlıdır.

    Güneş ışınlarından korunma: Bazal ve skuamöz hücreli deri kanserleri güneş ışınlarına maruz kalma sonucunda ortaya çıkarlar. Güneş ışınından korunulması ile bu kanserlerin gelişimi engellenir.

    Erken tanı işe yarar mı?

    Kişilerin kendi kendini muayenesi, kontrol muayeneleri ve taramalar ile erken tanı mümkündür, böylece hastalıklar daha erken yakalandığından tedavi şansı da çok artmaktadır. Bu nedenle hiç şikayeti olmayanlar bile düzenli doktor kontrolleri yaptırmalıdırlar. Erken tanı için bazı öneriler şöyledir:

    Meme kanseri:

    40 yaş ve üzerindeki bayanlar her ay kendi kendine meme muayenesi yapmalı, yılda bir kez doktor muayenesi ve mamografi yaptırmalıdır. 20-39 yaşındaki bayanlar ise her ay kendi kendine meme muayenesi yapmalı, 3 yılda bir de mamografi yaptırmalıdır.

    Kalın Barsak Kanserleri:

    50 yaşından sonra dışkıda gizli kan testi, belirli aralıklarla sigmoidoskopi, kolonoskopi ve barsak filmi çekilebilir. Ayrıntı için doktorunuza danışınız.

    Rahim kanserleri:

    Cinsel olarak aktif olanlar ve 18 yaşın üzerinde olanlar yılda bir kez PAP testi ve pelvik muayene yaptırmalıdır. Ardışık üç muayene normalse daha seyrek yapılabilir.

    Prostat kanseri:

    50 yaş ve üzerindeki erkekler yılda bir kez doktor muayenesi ve PSA (prostat spesifik antijen testi) yaptırmalıdır.

    Kanserin başlıca belirti ve bulguları nelerdir?

    Kanserin belirti ve bulguları köken aldığı doku ve organlara göre değişir. Hatta bazen hiç belirti ve bulgu vermeden kontrol muayenelerinde kanser tanısı konulabilir.

    Şu belirtilere dikkat edilmelidir:

    • Dışkılama ve idrar alışkanlıklarında değişiklikler
    • Uzun süren, iyileşmeyen yaralar
    • Beklenmeyen kanama ve akıntılar
    • Meme veya başka organlarda elle hissedilen şişlikler
    • Yutma güçlüğü veya hazımsızlık
    • Siğil ve benlerde belirgin değişiklik
    • Uzun süren ses kısıklığı ve öksürük

    Bu bulgular her zaman kanser demek değildir. Ancak nedenlerinin belirlenmesi için mutlaka bir doktora başvurmayı gerektirirler. Kanser bulaşıcı bir hastalık olmayıp, erken tanısı ve tedavisi mümkün bir hastalık grubudur.

    Kanser nasıl tedavi edilir?

    Cerrahi, radyoterapi, kemoterapi, hormonoterapi, immünoterapi başlıca tedavi yöntemleridir. Kanserden kurtulmak ne oranda mümkündür? Tüm kanser türleri birlikte değerlendirildiğinde erişkin kanserlerinde %60, çocuk kanserlerinde ise %77 oranında iyileşme mümkündür. Hastalığın cinsi, yaygınlığı, uygulanan tedavi gibi bazı faktörler tedavi şansını doğrudan etkiler.

    Türk kanser Araştırma ve Savaş Kurumu ne iş yapar?

    1947'den beri ülkemizde kanser konusunda çalışmalar yapan gönüllü bir kuruluştur. Belli başlı faaliyet alanları şunlardır:

    Kanserin önlenmesi: Sigara ile savaş ve diğer korunma yöntemlerinin yaygınlaştırılması için yapılan çalışmalar.

    Kanser eğitimi:

    Halk eğitimi, okullarda kanser eğitimi, sağlık çalışanlarının eğitimi konularında yapılan çalışmalar

    Kanser bilgi danışma: Kanserli hastalar ve ailelerine bilgi istenildiği zaman yol gösterilmektedir. Araştırmaların desteklenmesi: Kanser konusundaki araştırmaların desteklenmesi için yapılan çalışmalar.

     

    Kanser Türleri

    Ağız kanseriıÜü

    ıÜüAğız kanserlerinin sıklığı ve ciddiyeti Ağız kanserlerinin çoğunluğu 45 yaşın üzerinde ortaya çıkar ve erkeklerde oluşma olasılığı kadınlara oranla 2 kat fazladır.

    Ağız kanserlerinin oluştuğu bölgeler sıklıkla; dil, ağız tabanı, dil köküne yakın yumuşak damak alanları, dudaklar ve dişetleridir. Ağız kanserleri erken dönemde teşhis edilerek tedavi sağlanmazsa yayılarak sürekli ağrı, fonksiyon kaybı, tedavi sonrası düzeltilmesi mümkün olmayan yüz ve ağız deformiteleri, hatta ölümlere neden olabilir. Diş hekimine düzenli aralıklarla gidilmesi ağız kanserlerinin erken dönemde yakalanması açısından da önemlidir.

    Dudak, dil, dişeti ve ağız tabanı kanserleri ağız kanserinin en yaygın türleridir.

    Nadiren yanak içi veya damak bölgelerini de içine alır. Tükürük bezlerinin birinde başlamış olabilir veya boğaz veya burun gibi ağız çevresindeki bölgelerden ağıza yayılmış olabilir.

    Kanserin birçok türünde olduğu gibi yine tedaviden en fazla faydayı sağlamak, kanserin vücudun diğer kısımlarına yayılmasını önlemek ve yüzde oluşabilecek şekil bozuklukları ile konuşma zorluğunu engellemek amacıyla erken teşhis önemlidir.

    Kanser araştırma kurumları tarafından toplanan istatistiklere göre ağız kanseri erkeklerde Kadınlara oranla iki kat daha yaygındır. 40 yaşını aşmış insanlarda görülme olasılığı da daha fazladır. Ancak son zamanlardaki araştırmalar bu hastalığın genç hastalarda ve kadınlarda gittikçe daha yaygın hale geldiğini ortaya koymaktadır.

    İngiltere’de teşhis edilen 4.300’ü aşkın yeni ağız kanseri vakası vardır ve her yıl bu hastalıktan hayatını kaybeden 1.700’den fazla insan bulunmaktadır.

    Belirtiler

    Uzun süredir ağızda bulunan ve geçme belirtisi göstermeyen şişlik veya lekeler bir doktor (Genel Cerrah, diş hekimi veya sağlık uzmanı) tarafından kontrol edilmelidir. Aynı şekilde ağız içi veya dudaktaki ağrı vermese de iyileşmeyen herhangi bir çatlak, şişlik veya ülser muayene edilmelidir.

    Gelişen bir tümör ağrı vermeyebilir ancak yayılarak kanamaya sebep olabilecek ülserler oluşturabilir. Dil kanseri çoğunlukla acı verir ve dilin anormal bir şekilde sert ve bükülmez olmasına neden olur. Düzgün konuşma veya yutkunma zorluğu ve uyuşmuşluk hissi görülebilir.

    Ağız içinde sürekli beyaz lekeler (lökoplaki) veya kırmızı lekeler (eritroplaki) ortaya çıktığında bu lekeler öncü kanser koşulları (ardından kanser görülmesi muhtemel koşullar) olarak onaylanabileceğinden doktor veya diş hekimlerinin dikkatine sunulmaları gerekir.

    Nedenler

    Ağız kanseri çoğunlukla tütün kullanımı ile ilgilidir. Sigarayı bırakıp pipoya veya puroya geçmek veya enfiye ya da ağızdan alınan tütün riski azaltmaz. Katran miktarı daha düşük olan veya ‘light’ sigaralar da işe yaramaz. Bir miktar tütünü ağızda bir noktada uzun süre tutmak da çok tehlikelidir. Bu durum çoğunlukla öncü kanser koşulu olarak kabul edilen lökoplakiye neden olur (bakınız Semptomlar). Ağız kanserinin gelişimini tetikleyen diğer faktörler arasında:

    • Özellikle sert alkollü içkiler olmak üzere aşırı alkol tüketimi,
    • Alkol ve sigarayı bir arada kullanma,
    • Yerine oturmayan takma dişler,
    • Özellikle dişler pürüzlü veya sivri uçlu olduğunda yetersiz bakım yapma,
    • Dişteki herhangi bir keskin kenardan ötürü dilin sürekli tahriş olması ve
    • Arek (betel) cevizi veya betel yaprağı (felfelek) çiğnemek – Bangladeş gibi belirli kültür grupları arasında oldukça yaygın bir alışkanlıktır.

    Sigara dumanındaki kanser üreten maddelerin (kanserojen maddeler) vücuda alınması alkol ile daha da arttığından, alkol ve sigara dumanının bir araya gelmesi önemli bir nedendir.

    Teşhis

    Bir ay içerisinde geçmeyen ağızdaki herhangi bir şişlik veya doku değişikliği doktora bildirilmelidir. Düzenli kontroller esnasında dişçiler de ağız kanserlerine yönelik muayene yapabilmektedir.

    Görsel muayene genellikle atılacak ilk adımdır, bunun ardından hastalıklı bölgeye dokunulur, şişlik veya ülser yada çatlak gibi öteki sıra dışı belirtiler yoklanır. Örneğin herhangi bir şişlik veya ülserin ne kadar süredir var olduğu, ağrı veya kanama olup olmadığı ve yutkunma Veya konuşmada güçlük yaşanıp yaşanmadığına yönelik olarak hastanın ağız sağlığı geçmişi hakkında kendisiyle görüşmek de yararlı olabilir.

    Küçük bir biyopsi (analiz etmek amacıyla az miktarda doku almak) teşhisi doğrulayabilir. Kanserin boyutunu belirlemek ve kemikleri veya diğer bölgeleri etkileyip etkilemediğini öğrenmek üzere Röntgen ve CT taramaları da faydalı olabilir.

    Tedavi

    Tedavi genelde tüm kanserli dokuların cerrahi müdahale ile çıkartılması, ışın tedavisi (kanser hücrelerini yok etmek için radyasyon kullanma), kemoterapi (kanserle savaşan ilaçlar kullanma) ya da bu yöntemlerin hep birlikte kullanılmasından oluşur. Bazı ağız kanseri türlerinde Foto dinamik terapi (PDT) denilen yeni bir tedavi de kullanılmaktadır. Bu tedavide kanser hücreleri yok etmek için lazer ışını ve ışığa duyarlı bir ilaç kullanılır.

    Ağız kanseri erken tedavi edildiğinde iyileşme olasılığı yüksektir. Ameliyat sonrasında yumuşak dokuda veya deride bir takım rekonstrüktif ameliyat gerçekleştirmek veya kemikleri Protezler (yapay yedek parçalar) ile değiştirmek gerekli olabilir. Tedavide ağızları değiştirilen hastaların onarıcı dişçilik, konuşma terapisi ve beslenme danışmanlığı hizmeti almaları gerekebilir. Tedavi sonrası konuşmaları veya görünümleri değişen kişiler ve yahut da tedaviyi özellikle stresli bulan kişiler için psikolojik destek de gerekli olabilir.

    Testis Kanseri

    çııÖÖçşıÜü19–44 yaşları arasındaki genç erkekleri etkileyen en sık rastlanılan kanserdir. Erken teşhis tedavi için büyük önem taşır. Erkeklerde görülen kanserlerin %1 ini oluşturur. Her yıl 100.000 kişiden 3 ünde testis tümörü saptanır. 20–40 yaşları arasında ise bu oran 100.000 de 6 ya çıkar. Kafkasyalı erkeklerde görülme sıklığı diğer erkeklere oranla daha fazladır. Olguların yaklaşık % 95 inde tümör doğrudan sperm üreten dokudan kaynaklanır.

    Nedenleri

    Bu kanserin nedenleri bir erkeğin diğerine göre neden daha fazla risk taşıdığı tam olarak bilinmemektedir. Kalıtsal olabilir. Her ay kontrol ediniz.

    Sıcak bir banyo ya da duştan sonra kontrol etmeniz gerekenler:

    Testislerinizi bir veya iki elinizle teker teker muayene edebilirsiniz. Skrotumu tümüyle avucunuza alın ve bir değişiklik var mı kontrol edin. Baş parmak üstte olmak üzere testisinizi baş ve işaret parmağınızın arasına alın, yumuşak hareketlerle testisi parmaklarınızın arasında yuvarlayın, içinde veya yan tarafında herhangi bir kitle elinize geliyor mu diye bakın. Testisin üst tarafında epididimis vardır, elinizi üste kaydırarak bu bölgede şişlik var mı diye bakın.

    Bir testisin diğerinden hafif büyük olması normaldir. Testisin düzgün ve sıkı olması gerekir. Kenarlarında tümsekler, kitle hissi var ise doktorunuza başvurun. Muayene için en uygun zaman duş veya banyo sırasıdır. Ilık su skrotum üstündeki deriyi gevşetir, muayene kolaylaşır.

    •Testiste şişlik
    •Testis üzerinde bezelye şeklinde şişlik
    •Şiddetli bir ağrı
    •Testis ya da testis torbası çevresinde ağrı hissi

    Alınabilecek önlemler

    En ideal önlem her ay kendi kendine yapılan kontroldür. İlk olarak, testislerinizde bir anormallik hissettiğinizde doktorunuza danışın. Kontrolü banyo ya da duştan sonra yapmak en doğrusudur. Ereksiyon sırasında yapılacak bir kontrol uygun olmayacaktır.

    Belirtiler

    •Herhangi bir testiste kitle veya büyüme
    •Skrotumda ağırlık duygusu
    •Karında veya karında ağrı
    •Skrotumda sıvı birikmesi
    •Testislerin birinde veya skrotumda ağrı
    •Seyrek olarak human chronic gonadotropin (HCG) artışına bağlı olarak göğüslerde büyüme ve hassasiyet.

    Eğer bunlardan herhangi biriyle karşılaşırsanız ya da endişelenir her şeyin yolunda olduğuna dair birilerinin güven vermesine ihtiyaç duyarsanız kontrol edilmek üzere doktorunuzla görüşün.

    Teşhis ve tedavi

    Doktorunuz testis kanserini teşhis etmek için testislerinizi kontrol eder ve herhangi bir şişlik olup olmadığını saptar. Doktorunuz tedavi için sizi bir hastaneye gönderir, ultrason taraması ile testislerinizdeki herhangi bir değişiklik ortaya çıkar.

    Eğer size testis tümörü tanısı konursa üroloji uzmanı orşiyektomi (testisinin çıkartılması işlemi) ye başvurulur. Testisiniz doku testi yapılmak üzere laboratuara gönderilir. Eğer tümör düşük dereceli ise gözetim altına alınırsınız. Eğer tümör ilerlemişse kemoterapi yada bazen radyoterapi kullanılabilir.

    Testislerin temizlenmesi ne seks yaşantısını nede baba olma olasılığını etkilemez.

     

    Rahim Kanseri

    ıÜüKadınlarda en sık görülen kanserler arasında dördüncü sıradadır. En sık görülen kadın üreme sistemi kanseridir. Rahim kanseri genellikle menopoz sonrası yıllarda ortaya çıkmaktadır. Genellikle 40-60 yaşları arasındaki kadınlarda görülür.

    Rahim kanseri denildiğinde rahim içini döşeyen endometriumdan ( rahim iç zarı) kaynaklanan kanserler anlaşılır. Endometrium kanseri de bir diğer adıdır. Rahim kanseri endometrium dokusunda geliştikten sonra kadın üreme sisteminin diğer organlarına da yayılma eğilimindedir. İlk önce rahim ağzı ( serviks) ve tüplere ve yumurtalıklara doğru yayılır. Daha ilerlemiş hastalık durumlarında lenfatik damarlar aracılığı ile vücudun diğer bölümlerine atlar.

    Risk Faktörleri:

    • 60 yaş üstünde olmak,
    • Şişmanlık,
    • Progesteron içermeyen, sadece estrogenleri içeren hormon ilaçlarının uzun süre kullanımı,
    • Adet kanamalarının küçük yaşlarda başlayıp ileri yaşlarda menopoza girilmesi,
    • Doğum yapmamış olmak,
    • Kendisinde veya ailesinde kalın barsak kanseri veya meme kanseri öyküsünün varlığı
    • Tamoksifen (meme kanseri tedavisinde kullanılan bir hormon ilacı) kullanımı,
    • Diyabet (şeker hastalığı),
    • Hipertansiyon (tansiyon yüksekliği),
    • Adet düzensizlikleridir.

    Şikayetler:

    Rahim kanserinin ilk bulgusu menopoz sonrası vajinal kanamadır. Hala adet görmekte olan kadınlarda ise düzensiz adet kanamaları şeklindedir. Menopoz sonrası kanaması olan veya 40 yaş sonrası artmış vajinal kanama şikayeti olan tüm kadınların rahim kanseri olma olasılığına karşı doktora başvurması gerekmektedir. Ayrıca periyodik jinekolojik muayeneler sırasında transvaginal ultrason ile rahim iç zarı (endometrium) kalınlığı ölçümüde rahim kanseri hakkında fikir verebilmektedir. Menopoz sonrası yıllarda kalınlaşmış bir endometrium kanser açısından değerlendirilmelidir. Pap-smear testi rahim kanseri erken tanısında kullanmaya elverişli bir test değildir.

    Tanı:

    Rahim kanseri tanısı rahim içersinden parça alınması ( probe küretaj veya fraksiyone küretaj) ve bu parçanın patoloji uzmanı tarafından değerlendirilmesi ile konur. Patolojik değerlendirmede rahim kanseri tanısı konmuşsa, kanser hücrelerinin davranış potansiyelini gösteren hücresel grade belirtilir. Bu aşamadan sonra rahim kanserinin yayılma derecesini saptamak için ek tetkikler yapılabilir.

    Tedavi:

    Rahim kanserinin tedavisinde cerrahi olarak rahmi almak ( histerektomi) temel prensiptir. Operasyon sırasında hastalığın yaygınlığını saptamak amacıyla karın içersinden örnek alınır. Tüpler ve yumurtalıklar çıkartılır. Bunlara ilave olarak alt karın bölgesi ve aort etrafındaki lenf bezlerinden örnekler alınır. Ameliyat sonrasında çıkartılan tüm parçalar patolojik değerlendirmeye alınarak hastalığın yaygınlığı saptanır.

    Eğer kanser rahim dışarısına yayılmamışsa histerektomi tam kür sağlar. Ancak başka organlara veya lenf dokularına da yayılmışsa ek bir tedavi gerekecektir. İlerlemiş rahim kanserlerinde cerrahiden sonra radyasyon (ışın) tedavisi uygulanmaktadır. Çok özel bazı durumlarda ilaç tedavisi ( kemoterapi) rahim kanseri tedavisinde kullanılmaktadır.

    Rahim kanserine karşı en iyi savunma erken tanıdır.

    Rahim kanserinde erken tanı için öneriler;

    1- 40 yaşın üstündeki bir kadında rahim ağzı smear’lerinde normal görünümlü bile olsa endometrial hücreler veya atipik glandüler hücreler saptanırsa endometrial biopsi (kürtaj)yapılmalıdır.
    2- Menopoz sonrası herhangi bir kanamada veya menopoz öncesi şiddetli veya düzensiz kanamada endometrial biopsi ve endoservikal küretaj yapılmalıdır.
    3- Yüksek riskli kadınlarda rutin endometrial sitoloji önerilmektedir.

    Korunmak için sonuç olarak;

    Aşırı kilo alımının engellenmesi, karşılıksız östrojen alınmaması ve kanserleşme potansiyeli olan rahim hastalıklarının uygun tedavi edilmesi gerekiyor.

    ıÜüProstat Kanseri

    ıÜüProstat kestane boyut ve şekillerinde bir salgı bezidir. Mesanenin altında, rektumun (makat) önünde yer alır. Prostatın tam merkezinden üretra denilen mesaneden idrarı boşaltmaya yarayan kanal yer alır. Ejekülasyon (cinsel boşalma) sırasında prostatı çevreleyen kaslar seminal sıvıyı üretraya doldurur. Seminal sıvı üretra boyunca penis ucuna kadar gelerek buradan dışarıya akar.

    Prostat kanseri erkeklerde en sık tanı konulan kanserler arasında ikinci sırada (deri kanserinden sonra) yer almaktadır. Kanserin yol açtığı ölüm nedenleri arasında da prostat kanseri ikinci sıradadır (akciğer kanserinden sonra). Ancak bu hastalık sadece son zamanlarda toplumun dikkatini çekmiştir.

    Prostat kanseri ileri yaştaki erkeklerde çok sık görülür. Erkeklerin daha uzun yaşaması ve prostata özgü antijen (prostate-specific antigen: PSA) gibi yeni saptama yöntemlerinin uygulanması daha fazla prostat kanseri vakasının belirlenmesini sağlamaktadır

    Prostat bezi erkeğin üreme sisteminin bir parçasıdır. Asıl işlevi spermi taşıyan semen için sıvı üretmektir. Prostat kanseri çoğunlukla prostat bezinin dış bölümünde ortaya çıkan habis bir tümördür. Zamanla prostat içinde yayılabilirve vücudun başka bölümlerine metastaz (yayılma) görülebilir.

    Risk Etmenleri:

    • Yaş: Prostat kanseri riski elli yaşın üzerindekilerde hızla artmaktadır. Prostat kanseri vakalarının % 80'i 65 yaşın üzerindeki erkeklerdir.
    • Irk: Beyaz ırktan Amerikalılar'a göre Afrika kökenli Amerikalılar'da prostat kanseri riski daha yüksektir.
    • Aile Öyküsü: Prostat kanserine ilişkin aile öyküsü (prostat kanseri olan bir baba ya da kardeş) hastalık riskini artırır.

    Prostat Kanserinin Nedenleri Nelerdir?

    Prostat kanserinin nedenleri tam olarak bilinmemektedir. Bazı araştırıcılar aşırı yağlı yiyecekler gibi çevresel faktörlerin etkisi olabileceğini düşünürken, bir başka grup araştırıcı prostat kanserinin genetik (kalıtsal veya ailevi) nedenlerle gelişebileceğini öne sürmektedir. Nedeni ne olursa olsun, prostat kanserinde bugün için kabul edilen en önemli risk faktörü yaşlanmadır. Prostat kanseri gelişme riski 50 yaşından sonra artmaya başlar.

    Belirtileri

    Prostat kanserinin çoğunlukla belirtisi yoktur fakat meydana geldiğinde içeriği:
    • Oldukça sık tuvalete gitmek
    • Sıklıkla tuvalete gidildiğinden uykuda rahatsızlık
    • İhtiyaç giderilirken zorlanmak ya da acı duymak
    • İhtiyaç giderilmede gecikme ya da kararsızlık
    • Mesanenin tamamen boşalmadığı gibi bir his

    İlerlemiş prostat kanserinde meydana gelenler:

    • Kilo kaybı
    • Kemik ağrısı
    • Bel, pelvis ya da sırt ağrısı
    • İdrarda ya da menide kanama

    Prostat kanserinin saptanmasında ve saptandıktan sonra kanser gelişiminin izlenmesinde, hekim tarafından yapılan rektal muayene ve bir kan testiyle prostata özgü antijen ölçümünden yararlanılabilir. PSA düzeyi prostat kanseri olasılığını belirler, ancak tek başına PSA düzeyleri ile kesin tanı konulamaz. Bunun için prostat bezine biyopsi uygulanması gerekir.

    Kim etkilenir?

    Prostat kanseri Avrupa ülkelerinde erkeklerde en sık rastlanılan kanserdir.

    Prostat kanserine yakalanma riski 50 yaş dolaylarında fazladır fakat daha ileriki yaşlarda da görülebilir. Prostat kanseri olan baba yada erkek kardeş varlığı, yakalanma riskini arttırır.

    Tedavi ve önlem

    Prostat kanseri olan erkekler için tedavi seçiminde, kanserin aşaması ve yaygınlığı; hastanın yaşı; başka tıbbi sorunların bulunma olasılığı ve tedavinin kısa ve uzun dönemdeki istenmeyen etkileri dikkate alınmalıdır. Her zaman olduğu gibi tedavi seçeneklerini doktorunuzla birlikte dikkatle gözden geçirin.

    E vitamini, selenyum ve lykopene (domates) prostat kanserine karşı koruyucu özellikte olduğu düşünülmektedir. Tedavi prostat kanserinin türüne, yayılma hızına ve tedavinin yan etkilerinin ne şekilde hissedildiğine bağlıdır. Öneriler:

    "İzleyerek Bekleme": Kanser çoğunlukla yavaş büyür ve erkeğin yaşamında önemli sorunlara yol açmayabilir. Bu nedenle hemen tedavi etmemek, zaman zaman tercih edilen bir seçenek olabilir. Uygun olduğunda seçilen diğer tedaviler uygulanmalı ve bunların yanı sıra kanser yakından izlenmelidir. Çok saldırgan bir tedavi, 75 yaşın üzerindeki erkeklerde önerilmeyebilir ve gerekli olmayabilir.

    Ameliyat: Radikal postatektomide prostat bezi tamamen alınır. Bezin dışına yayılmamışsa tümör bu işlemle tamamen çıkarılır. Ancak bir kaç ani risk ve idrar kaçırma (üriner inkontinans) ile empotans da dahil, uzun süreli istenmeyen etkilerin görülme olasılığı söz konusudur.

    Kemoterapi: Kanser prostat bezinin dışına yayıldığında ve hormon tedavisiyle başka tedaviler başarısız olduğunda tercih edilen bir seçenektir.

    Radyasyon Tedavisi: Ameliyatın alternatifi olan bu tedavide kanser hücrelerini öldürmek için yüksek enerjili radyasyon kullanılır. Bu tedavi özellikle, tümörün prostat bezi boyunca yayıldığı, ancak hâlâ komşu dokularla sınırlı olduğu durumlarda yarar sağlayabilir. Olası yan etkileri, idrar yaparken rahatsızlık hissi, sık idrara çıkma ya da kanamalı ya da kanamasız ishaldir; ancak bunlar birkaç ay sonra kaybolmaktadırlar. Prostat kanseri için radyasyon tedavisi uygulanan erkeklerin çoğunda empotans görülür.

    Hormon Tedavisi:Erkek cinsiyet hormonlarıyla kanser hücrelerinin yok edilmesi prostat kanserinin büyümesini yavaşlatır. Bu tedavide ya ameliyatla testisler alınır ya da ilaç uygulanır. Kanseri iyileştirmez, ancak büyümesini yavaşlatır ve genellikle kanser, prostat bezinin dışına yayılana kadar uygulanmaz. Tedavi kızarma, cinsel istek kaybı ve empotansa yol açabilir.

    Mide Kanseri

    ıÜüMide, sindirim sisteminin bir parçasıdır ve karnın üst sol kısmında diyaframın altında bulunur. Üst ucu yemek borusu ile bağlantılıdır, alt ucu ise, adına kapıcı dediğimiz, halka şeklindeki kapama kasları ile onikiparmak bağırsana bağlıdır.

    Midedeki kötü huylu tümörler genellikle mukoza zarında gelişir ve % 95 oranında bez epitelinden (adenokarsinom) yola çıkar. Skuamöz epitel karsinomlar, lenfomlar – yani lenf dokusunda gelişen kanserler – ve kas yapısında gelişen sarkomlar daha ender görülür.

    Hastalığa yeni yakalananların yılda toplam olarak yaklaşık 20.000 kişiyi bulduğu mide karsinomu, erkeklerde en sık görülen beşinci, kadınlarda ise en sık görülen dördüncü kötü huylu tümördür.

    Mide Kanserinin nedenleri:

    • Mide kanserinin oluşumunda beslenme alışkanlıkları önemli bir rol oynamaktadır.
    • Beslenmeye dayalı iyi bilinen risk faktörleri; çok tuzlu yemeklerin sıklıkla yenilmesi ve taze meyve ve sebzenin az tüketilmesidir.
    • Izgarada pişirilmiş, tütsülenmiş ve tuzlu salamura gıdaların sıklıkla yenmesi de riskli olabilmektedir. Izgara ve tütsüleme esnasında tam olmayan yanma sonucu kanseri tetikleyen maddeler oluşmaktadır (kanserojenler). Et ürünlerinin salamurası (tuzlama) yapılırken nitrat tuzları ve nitrit tuzları kullanılmaktadır. Bunlar, ısıtma esnasında veya mide içinde Nitrosaminleri oluştururlar ki, bunlarda kuvvetli birer kanserojendir. Nitrosaminler gıdaların bakteri veya mantarlarla teması esnasında da oluşabilmektedir.

    Yukarıda bahsi edilen mide karsinomu vakalarındaki gerilemenin nedeni, soğutucu ve dondurucu araç ve gereçlerin (buzdolabı, derin dondurucu) genel olarak daha sık kullanılmaya başlanması ve taze meyve ve sebzenin daha kolay tedarik edilebilmesine dayandırılabilir. Tuzlamak gibi konservasyon metodları (yiyeceklerin bozulmasını önlemek) son on yıllarda dondurucu ve soğutucular ve/veya vakumlu steril ambalajlar sayesinde geri planda kalmıştır.
    • Mide kanseri, kronik bir mide mukozası iltihabı şekli olan ve mide ülserinde sıklıkla ortaya çıkan helicobacter pylori bakterisinin sebep olabileceği atrofik gastritis ile bağlantılı olabilmektedir. Helicobacter enfeksiyonu ile mide kanseri arasında yakın bir bağlantı olasılığının çok olduğu kabul edilmektedir. Büyük bir olasılıkla midenin helicobacter ile uzun süreli bir istilası (enfeksiyonun çocuk yaşta gerçekleşmesi) daha yüksek bir risk oluşturmaktadır, bu nedenle yetişkin yaşta bu bakterinin ortadan kaldırılması rizikonun azaldığı anlamına gelmemektedir.
    • Sigara ve aşırı alkol tüketimi risk faktörü olarak kabul edilmektedir, çünkü bunların tüketimi büyük bir olasılıkla mide mukozası iltihabına yani gastrite neden olabilmektedir. Adenomatöz mide polipleri de (mukoza bezlerinde başlangıçta iyi huylu oluşumlar) mide kanseri hastalığı için risk faktörleri arasındadır.
    Örneğin bir ülser hastalığı nedeniyle midenin kısmen alınması da (günümüzde ender olarak uygulanmaktadır) mide kanseri riskini arttırmaktadır.
    • Kalıtım yoluyla alınan genler de mide kanserinin oluşmasını destekleyebilir. Ancak burada iki tür mide karsinomu biribirinden ayrı tutulmalıdır: Biri, öncelikle sınırlı olarak büyüyen intestinal tür, diğeri ise difüz tür olanıdır ki, bu türü daha kötü huylu olup hızla çevredeki dokuları sarar. İntestinal türde daha çok beslenme faktörleri ön planda olurken, difüz türde genetik faktörler sorumlu tutulmaktadır.

    Belirtiler

    En sıklıkla,
    • Hazımsızlık
    • İştahsızlık
    • Yemeklerden sonra şişkinlik hissi
    • Kusma
    • Yorgunluk
    • Bağırsak işlevinde kan yada siyah dışkı
    • Kilo kaybı

    Teşhis

    En emniyetli ve kesin sonuç veren muayene şekli, mikroskop (Histoloji) ile ayrıntılı incelemenin yapılması için doku örneklerinin de alınmasını sağlayan, daha önce bahsi edilen, mide içinin gözetlenmesidir (gastroskopi). Kuşkulu bölgenin derinlerinden ve kenarlarından alınan örnekler, olası kanserin mide duvarına ne kadar yayıldığını tespit etmeye yarar. Kontrast maddelerle mide ve bağırsaklara uygulanacak ilave bir röntgen muayenesi, mide duvarının geniş alanlarını da inceleme imkanı verir.

    Tedavi

    Mide kanserinde ameliyat, en önemli ve en belirleyici tedavi önlemidir. Buna ilave olarak kemoterapi ve bazı durumlarda ışın tedavisi (Radyoterapi) de uygulanmaktadır.

    Tedaviden sonra ne oluyor?

    Tedavinin tamamlanmasından sonra, yani ameliyattan sonra, erişilebilecek en iyi netice olarak, hastalar tümörlerinden tamamen kurtulmuş olurlar. Bundan sonraki tıbbi kontrolün amacı, tedavinin istenmeyen sonuçları ile olası bir geri dönüşü yani hastalığın olası yeniden nüksetme halini tespit etmektir. Genelde tedavi sonrası kontroller ilk zamanlar 3 ayda bir yapılır, 2 yıldan sonra ise 6 ayda bir gereklidir. Muayene normalde vücudun incelenmesini, laboratuar testlerini, röntgen ve ultrason muayenesini ve midenin bir bölümü alınmış ise bir de gastroskopiyi kapsar.

     

    Meme Kanseri

     

    ıÜüMeme kanseri kadınlarda en sık görülen kanserdir. Yaşam boyunca her on kadından birinde meme kanseri gelişmektedir. Yine kadınlarda; akciğer kanserinden sonra, en çok ölüme neden olan kanser meme kanseridir.

    Meme hücrelerinden kaynağını alan kötü tabiatlı bir tümördür. Meme kanseri özellikle kadınların hastalığıdır. Ancak erkeklerde de meme kanseri görülebilir. Meme kanserli yüz kadın hastaya karşılık, meme kanserli bir erkek hastaya rastlanmaktadır.

    Erken devrede teşhis ve tedavi edilen meme kanserli hastalarda iyileşme ve kanserden kurtulma oranı çok yüksektir (%95).

    Meme Kanseri Belirtileri Nelerdir?

    Meme kanserinin belirtileri her hastada aynı değildir. Bazı kadınlarda görülebilen hiç bir belirti olmayabilir. Her kadında hastalık aynı seyri göstermeyebilir. Bazen hastalık ile ilgili belirtiler; kendi memelerini muayene eden kadınlar tarafından bulunamaz ve hekim kontrolünde tespit edilebilir. Bunun için muntazam hekim kontrolü ve mammografi çektirilmesi önemlidir.

    Meme kanserinde; gözle ve elle yapılan muayenede tespit edilebilecek belirtiler şunlardır:

    • Şişlik - Meme kanseri; hastaların büyük bir kısmında, memede çok defa ağrısız, küçük bir şiş şeklinde ortaya çıkar. Hastalık ilerledikçe şiş büyür.
    • Memede büyüme, küçülme veya büzülme

    Meme cildi ile ilgili belirtiler:

    • Meme cildinde kırmızılık, morluk, genişlemiş damarlar
    • Meme cildinde çöküntü (retraksiyon)
    • Meme cildinde portakal kabuğu görünümü (ödem)
    • Meme cildinde yara (ülserasyon)
    • Meme cildinde küçük şişler

    Meme başı ve onun çevresindeki renkli kısımla (areola) ilgili belirtiler:

    • Meme başının çevresindeki renkli kısımda (areola) şekil, büyüklük ve renk bakımından değişiklik
    • Meme başında: genişleme, düzleşme, içe doğru çökme, yön değiş¬tirme, kabuklanma, çatlak, kırmızılık ve yara
    • Meme başından akıntı

    Koltuk altında şiş

    Belirtilen bu meme değişiklikleri ile birlikte ağrı olabilir veya olmayabilir. Memesinde yukarıda belirtilen belirtilerden birini veya bir kaçını fark eden bir kadın, paniğe kapılmadan ve ihmal etmeden hemen hekimine başvurmalıdır.

    Meme kanserine risk faktörleri:

    Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı Arkadaşına tavsiye et>

    Diş sağlığı

    Kategori: Saglik

    Eğet arkadaşlar bu sefer sağlık bölümü için diş,diş hastalıklara ve diş sağlığı konusuna değinmek istiyorum.

      Ağız sindirim sistemizi başladığı yerdir. Ağız; dişler ,diş etleri ,dil,dudak,ve damaktan oluşmaktadır. Dişley yiyecekeri küçük parçalara ayırmamıza ve konuşmamıza etki eder bu yüzden diş ve diş eti sağlğımza dikkta etmemiz gerekir.

      Diş çürümesine genetik yapı,ırk,cinsiyet, yaş,tükürüğün etkisi vücuttaki D vitamini flüor miktarı ve mikro organizmalar rol oynar.Ağızda kanal şekerli ve karbonhidratlı besin artıkları  bakterilerin üremesi için en uygun yerlerdir. Bu artık besinlerin bakteriler tarafından parçalanmasıyla asit oluşur. Asitlerde diş minesini aşındırarak çürüğe yol açar. Bu çürük diş özüne (pulpa) ulaşır ve ağrı oluşturur. Diş özüne ulaşmayan çürük ağrı meydana getirmez ama bu dişin sağlamlığını göstermez. Dişteçürükler dahata ilerleyip apseye dönüşür.Çene kemiğine ve kana iltihap yayılabilir.

        Bu yüzden yılda rn az ikikere diş hekimine gidilmelidir.

    Son olarakta değinmek istediğim konu diş fırcası secimi ve diş fırçalama yöntemi diş fırçası seçerken naylon kıllı ve orta sertlikte olması gerekir. Fırçanın büyüklüğü ağza uygun ve tüm yüzeylere ulaşacak uygunlukta olmalıdır. fırçalar bir çakr atda bir değiştirilmeli (en fazla 6 ay). Diş macunu fırçanın üğzeine nohut büyüklüğünde bir parça halinde konulmalıdır.

        Fırçalama en az 3 dakika sürmelidir. Fırça diş etinden dişe doğru hareket ettirilmelidir.İleri geri hareket diş yüzyini ve diş etini tahrip eder.Fırçalamaya en arka dişlerden başlanır.Önce diş kapatılarak diş yüzeyi temizlenir. Sonra ağız açılıp arka dişlerden itibaren iç yüzeyler temizlenir.En son diğneme yüzeyi yuvarlak hareketlerle fırçalanır.Ve daha sonra ağız su ile çalkalanır.Diş fırçası bol suyla yıkanıp silkelenerek temizlenir.

     

     Diş sağlığınıza dikkat edin.

    Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı Arkadaşına tavsiye et>

    SİGARANIN BIRAKILMASINDA İLAÇ TEDAVİSİ

    Kategori: Saglik

    İstanbul Üniversitesi Hasta Okulu Yayınları
    Bu bölümün hazırlanmasında emekleri geçen Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tülin Çağatay' a Teşekkürlerimizle...
    Karikatürler Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta'ya aittir.


    Nikotin tedavisi :

    Sigarayı bırakmaya kesinlikle karar vermiş olan kişilerde yardımcı bir yöntem nikotin tedavisidir. Böylece nikotin eksikliğine bağlı bazı eksiklik bulguları ortadan kaldırılmış olur.

    • Nikotin tedavisi mucize değildir ( başarı oranı % 40 - 50 )
    • Nikotin tedavisi sırasında kesinlikle sigara içilmez
    • Nikotin tedavisi kesinlikle hekim kontrolünde yürütülür

    Nikotin bir ilaç olarak değişik şekillerde hazırlanmıştır. Cilde yapıştırılan bantlar ( plaster ), ciklet, burun spreyi gibi uygulama biçimleri vardır. Halen ülkemizde cilde yapıştırılan bant şekli bulunmaktadır.

    Nikotin plasteri tedavisinde doz ayarlanması :

    Nikotin plasteri tedavisine başlama dozu, kişinin içmekte olduğu günlük sigara miktarına göre ayarlanır. Başlanan doz, bir kaç haftalık sürelerle basamak tarzında azaltılarak sürdürülür. Toplam uygulama 10 - 12 haftadır. Ülkemizde de mevcut nikotin plasteri uygulamasında, ilaç 24 saatte bir kullanılır. Gövde veya üst kolun ön yüzüne, tüysüz bir bölgeye yapıştırılır.

    NİKOTİN TEDAVİSİ KİMLERE UYGULANAMAZ

    Hamileler, süt emziren anneler, çocuklar ve bazı sağlık sorunlarına sahip kişilere nikotin tedavisi uygulanmaz. Bu sağlık sorunlarından başlıcaları ; myokard enfarktüsü, Buerger hastalığı, diyabet, hipertroidi, duedonum ülseri ve kontakt dermatittir.

    Nikotin tedavisi sırasında ortaya çıkabilecek yan etkiler :

    Yan etkilerin sıklığı, yapılan klinik çalışmalarda % 1 - 2 oranında bulunmuştur. Bunlar; baş ağrısı, gribe benzeyen bulgular, hanımlarda sancılı adet, bulantı, kusma, halsizlik, uykusuzluk, göğüs ağrısı, sıcaklık hissi, kramplar, kaşıntı, bandın yapıştırıldığı yerde alerjik reaksiyon gibi bulgulardır. Nikotin tedavisi sırasında başka ilaçlar kullanılıyorsa hekime bildirilmelidir. Nikotinin bunlarla etkileşimi olabilir.

    Nikotin dışındaki ilaçlar ve antinikotin maddeler :

    Nikotin gibi etkinliği olan clonidin veya antinikotin etkisi olan anabasinum, cystisinum gibi bazı maddelerle halen klinik çalışmalar yapılmaktadır. Henüz nikotin tedavisi kadar deneyim yoktur.


    Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı Arkadaşına tavsiye et>

    <- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->


    WabbitWorks
    Nakliyat Okey betsson Sesli Chat dizi izle lazer epilasyon evden eve nakliyat